Ankaraspor’a 2004 yılında Brezilya’nın Ituano takımından transfer olan ve yıllarca bu takımda futbol oynayan Tita ve Vederson seneler sonra yeniden aynı takımda olmanın mutluluğunu yaşıyor. Bu dostluğu ve kardeşliği kendilerinin oluşturduğunu söyleyen ikili, beraber girdikleri bu yolda aldıkları Gökçek isminden, Türk vatandaşlığına geçmelerine ve beraber yeniden yeşil sahalarda top koşturmanın verdiği mutluluğa kadar pek çok konu hakkında Akşam Akdeniz’in sorularını yanıtladı.
2004 yılında Brezilya’nın Ituano takımından Ankaraspor’a aynı anda transfer oldunuz. Ankara’da yıllarca top koşturdunuz ve şimdi de Antalya’da beraber oynuyorsunuz. Yıllardır birlikte Türkiye’desiniz. Bu durum dostluğunuzu daha da pekiştirdi sanırım.
Tita: Aramızdaki dostluk Brezilya’da birlikte oynarken başlamıştı. Ankaraspor tarafından keşfedilmeden önce bugünkü hocamız Samet Aybaba bizi Türkiye’ye getiren kişiydi. Yani onun sayesinde Türkiye’ye geldik. Ankaraspor’da 2-3 yıl birlikte oynadıktan sonra ben bir ara Ankaragücü’ne transfer oldum. Vederson Ankaraspor’da devam etti. Sonra ben Ankaraspor’a döndüm, o Fenerbahçe’ye gitti derken takımlarımız ayrıldı. Ama dostluğumuz hiçbir zaman bitmedi. Çünkü biz ailece de görüşüyorduk. Ayrı takımlarda top koştururken Bursaspor’da beraber oynama durumumuz da oldu açıkçası. Ama ben o zaman Antalya’da kalmayı tercih ettim. Çünkü Antalya’yı çok seviyordum. Bu sezon başında Vederson’un buraya transfer olması için kişisel olarak çok çalıştım diyebilirim. Çünkü benim için bir arkadaştan öte bir kardeş artık Vederson. Tabii onun mevcut oyuncu kalitesiyle birlikte oynamanın da avantajları var. Tekrar birarada olduğumuz için çok mutluyum.
Vederson: Futbola birlikte başladık diyebiliriz. Türkiye’ye de birlikte geldik ve tekrar buluşmamız ikimiz için de çok iyi oldu. İnanın onunla yeniden birarada olduğum için ben de çok mutluyum. Buraya olan transferimi gerçekleştirmekte yardımcı olduğu için Tita’ya tekrar teşekkür ediyorum.
Ituano’da oynarken yurtdışında oynamak gibi bir hayaliniz var mıydı?
Tita: Ituano’ya önce ben transfer olmuştum. Yaklaşık 3 ay orada birlikte oynadık. O zamanlarda ‘Yurtdışında oynayalım’ diye bir hayalimiz yoktu. Çünkü çok gençtik ve önümüzde daha çok yol vardı. ‘Önce Brezilya’da isim yapar, sonra yurtdışına açılırız’ diye düşünüyorduk. Biz daha çok gençken böyle bir teklif geldi ve ikimiz de bunu kaçırmadık.
Melih Gökçek ve Gökçek Vederson ismini aldınız. Yani ikiniz de ‘Gökçek’ ismini taşıyorsunuz. Türk oldunuz, hatta doğum tarihlerinize baktığımızda 2 gün arayla doğmuşsunuz.
Tita: Doğum tarihlerimizde evet 2 gün fark var. Ben 20 Temmuz 1981, Vederson da 22 Temmuz 1981. İsimler bize verildi ama bu dostluğu ve kardeşliği biz oluşturduk.
Vederson: Ankaraspor’da oynarken Türk vatandaşlığına geçmeye karar veren bizler vardık. Bu ismi bize Sayın Başkan’ın vermesindeki sebebi de bizi kendini yakın görmesine bağlıyorum. Hatta Melih Gökçek’in bizi sevdiğinin ve saygı gösterdiğinin bir göstergesi bu. Sonuçta Başkan bize böyle bir şey lütfetti.
VEDERSON: MİLLİ TAKIM İÇİMDE UKDE KALACAK
Türk vatandaşlığına geçmenizdeki en büyük neden özellikle Vederson’un Milli Takım’da forma giyme isteğindendi diye hatırlıyorum. Bu hayal hala geçerli mi?
Vederson: Hep bu hayal içimde vardı. Hatta futbolu bıraktıktan sonra da eğer bu hayalim gerçekleşmezse içimde ukde olarak kalacak. Biliyorum ki bu gün biraz daha zor şansım. Ama Türk Milli Takımı’nda oynamak hayalim. Eğer futbolu Türk Milli Takımı’nda oynamadan bırakırsam hep içimde kalacak.
Tita: Benim böyle bir hayalim yoktu açıkçası. Tabii ki de Türk Milli Takımı’na çağrılmak çok büyük bir onur ve şeref olurdu. Bunu yaşamak isterim ama bunu düşünerek Türk kimliğini almadım. Transferlerimde kolaylık olsun istedim. Uzun vadede yabancı sayısı kısıtlamasının bu duruma geleceğini de biliyordum. Türkiye’de kalmak da istiyordum. Türk olmak isteyişimim sebebi buydu.
Ankara mı yoksa Antalya mı dersem, tercihiniz hangisi olurdu?
Tita: Ankara da çok sevdiğim bir şehirdi. Tabii Ankara’yı soğuklar gelene kadar seviyorsunuz. Soğuklar geldikten sonra çok sevdiğimi söyleyemem. Antalya içinse; 5 yıldır burada oynuyorum ve şehri çok seviyorum. Çünkü iklim şartları ve sahili Rio De Janerio’ya çok benziyor. Burada da oldukça mutluyum. İki şehir arasında bir seçim yapmam gerekirse tabii ki de ben “Antalya” derim.
Vederson: Antalya’ya henüz çok yeni geldim ancak Ankara’yla kıyasladığımda Ankara çok soğuk olduğu için ben de Antalya’yı tercih ederim. Çünkü soğuk iklimi seven biri değilim, her ne kadar soğuk iklime sahip şehirlerde oynasam da. Ben de Antalya’yı tercih ederim. Burada uzun süre kalmak istiyorum ama Tita gibi 5 yıl kalacağımı zannetmiyorum. Çünkü 5 yıl çok uzun bir süre.
TİTA: TÜRKİYE’Yİ BOMBALARIN PATLADIĞI BİR YER OLARAK HAYAL ETMİŞTİM
Peki, Türkiye’de kalmak istemenizin ve yıllarca Türk Futbolu’nda top koşturmak isteyişinizin en önemli sebebi neydi?
Tita: Benim için oldukça zor bir seçimdi. Buraya geldiğimde hayal ettiğim ve bana anlatılan şeylerden çok daha farklı bir ortamla karşılaştım. Açıkça söyleyeyim; terör olaylarının hiç bitmediği, bombaların patladığı bir yer olarak Türkiye’yi hayal ederek gelmiştim. Geldiğim zaman ilk Ankara’yla karşılaştım. A kabininde Antalya’da da çok büyük bir sürpriz beni bekliyordu. Türkiye’de olmaktan son derece mutluyum. Beni Türkiye’ye bağlayan en önemli unsur da Antalya diyebilirim.
Vederson: Benim için de sürpriz oldu diyebilirim. Benim de beklentilerim tıpkı Tita gibiydi. Türkiye’de her geçirdiğim günün ardından buraya kolaylıkla uyum sağladım. Özellikle de insanlarını çok sevdim. Yani onların bana genel olarak davranışlarını çok sevdim. Türkiye, ikinci vatanım artık. Ben de Türkiye’de olmaktan son derece mutluyum.
Yaşlarınız 32’ye geldi.
Tita: Benim, Medicalpark Antalyaspor’la 2 yıl daha sözleşmem var. Ama aile özlemini oldukça fazla yaşıyorum. Hep yanımda olsalar belki vücudumun götürdüğü yere kadar oynamak isterim ama özlem ağır basabiliyor bazen. Ne zaman dönerim ya da ne kadar daha oynarım bunu çok da fazla düşünmüyorum şu an. Çünkü 2 yıllık sözleşmem hala devam ediyor.
Vederson: Özlem gerçekten insanı öldürüyor. Özlemek çok zor bir şey. Ama dayanabildiğim ve gidebildiğim yere kadar gideceğim. Çünkü Türkiye’de futbol oynamayı seviyorum. Ama tıpkı Tita’nın da dediği gibi özlem tabii ki de ağır basıyor.
Kaynak: Akşam
0 yorum:
Yorum Gönder